İran halklarının müttefiki emperyalizm değil özgürlük mücadelesi veren halklardır!

ABD'nin istila girişimine karşı çıkmak asla faşist molla rejimini desteklemek değil, tam tersine o rejimin kendisini konsolide edip hayatını uzatma bahanesinin ortadan kaldırılarak sonun gelmesi için mücadele etmek anlamına gelir. "Jin, Jiyan, Azadi" sloganlarıyla ayağa kalkmış olan İran halklarının özgürlük mücadelesi faşist molla rejimine karşı olduğu kadar ABD emperyalizminin girişimlerine de karşı durmaktan geçmektedir.

Kapitalizmin 2008’den beri içinden çıkamadığı krizin etkileri sonucunda esasında dünyayı bir fetret devrine (interregnum) soktu ve bu devirden ne zaman çıkılacağı da belirsiz hale geldi. Bu kapitalizmin geçtiğimiz yüzyıldaki krizlerinin boyutunu aşan ve onlardan farklı olarak da çok katmanlı bir özellik kazandı. Gramsci geçen yüzyılın başında “Interregnum bütün hastalıklı semptomların ortalığı sardığı bir dönemdir!” demişti.

Gerçekten de geçtiğimiz on yıllarda ABD emperyalizminin ve çevresinin çıkarmadığı savaş, yol açmadığı felaket kalmadı ve öyle görünmektedir ki, dünyanın yeniden paylaşımında yeni bir dünya savaşının patlamasına neden olabilecek bütün barut fıçılarını bir araya toplamış bulunmaktadır. Savaşın fiilen patlaması için öldürülmesi gerekecek olan “Avusturya prensi” de bu kadar gerilim içerisinde bir yerde ortaya çıkabilecektir!

Ekonomik gücü itibariyle liderliği çoktan kaybetmeye başlamış olan ABD emperyalizmi hakimiyet konumunu sürdürebilmek için bütün imparatorlukların yaptığı gibi o zamana kadar oluşturmuş olduğu askeri gücünü kullanmaktadır. Bu askeri güç kullanma, kendi askeri masraflarını karşılatabilmek için en yakın müttefiklerini bile tehdit edecek noktaya kadar gelmiş bulunuyor.

Günümüz dünyasının başta gelen savaş kundakçısı olan ABD emperyalizmi hem bu genel politikasının devamı hem de İsrail’in bölgedeki güvenliğini sağlamak amacıyla bu sabah da, daha önce İsrail’le birlikte 12 gün boyunca bombaladıkları İran’ı yeniden bombalamaya başladı. Saldırının amacının faşist molla rejiminin yıkılması olduğunu ilan eden ikilinin esasında İran’ın hidrokarbon kaynaklarına el koymak ve İsrail’e rakip olabilecek bir gücü yok etmek istediklerini herkes bilmektedir.

Bundan kısa süre önce de “Venezuela’daki diktatörlüğe son vermek amacıyla” devlet başkanı Maduro’yu eşiyle birlikte korsanca bir eylemle kaçırdıktan sonra Venezuela’nın petrollerini kendisinin işleteceğini ilan etmekten de çekinmeyecek kadar arsızca davranabildi. Esasında bu emperyalist politikalar karşısında herkesin boyun eğmesini emreden bir mesajdan başka bir şey değildi.

Şimdi de aynı korsanlık İran’a karşı yürütülmektedir. Amaçlananın ne olduğu anlamak için Irak ve Suriye’de yapılanlara bakmak yeterlidir. Dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri olan Irak, bugün savaş tazminatlarının altında en yoksul ve istikrarsız ülkeler safına sokulmuş bulunmaktadır.

İran’da sürmekte olan 48 yıllık faşist molla rejiminin elbette ki yıkılması gerekir ve İran halkları da bunun için on yıllardır canla başla mücadele vermektedirler. Ancak ABD emperyalizminin İran’a karşı geliştirdiği bütün bu savaş girişimleri molla rejiminin “vatan savunması” adı altında yerini sağlamlaştırmaktan başka bir sonuç vermemiştir. Yine İran rejimini devirme bahanesiyle Irak-İran savaşını bilinçli bir biçimde tetiklemiş olan ABD emperyalizmi İran rejiminin kendisini konsolide etmesine neden olurken, Irak’ı da kendisi istila etmiştir.

Faşist molla rejiminin yaşamaya hakkı olmadığı gibi ABD- İsrail korsanlarının da başka bir ülkeyi istila etme hakları asla olamaz. Molla rejiminin faşizmini bahane olarak göstererek ABD emperyalizminin haklılığını savunanlar ancak ABD-İsrail çıkarlarının savunucuları olabilirler. Bunlar İran halklarının özgürlük ve demokrasi için direnişinin dostu değil, onun yenilgisi için çabalayanlardır. Zira ABD emperyalizminin verdiği destekle kazanılmış hiç bir özgürlük mücadelesi yoktur! İran halkları bu isyanı kendi güçleriyle başarıya ulaştırdıkları takdirde, demokratik ve bağımsız bir İran ortaya çıkacaktır. Bu sonuçtan faşist molla rejiminin korktuğu kadar ABD emperyalizmi ve işbirlikçileri de aynı ölçüde korkmaktadırlar.

ABD’nin istila girişimine karşı çıkmak asla faşist molla rejimini desteklemek değil, tam tersine o rejimin kendisini konsolide edip hayatını uzatma bahanesinin ortadan kaldırılarak sonun gelmesi için mücadele etmek anlamına gelir. “Jin, Jiyan, Azadi” sloganlarıyla ayağa kalkmış olan İran halklarının özgürlük mücadelesi faşist molla rejimine karşı olduğu kadar ABD emperyalizminin girişimlerine de karşı durmaktan geçmektedir.

* Türkiye’nin emperyalist-Siyonist saldırıya katılmasına ya da destek vermesine hayır. İncirlik ve Kürecik üsleri kapatılsın.

* Saldırıdan önce olduğu gibi bugün de İran halklarının zorbalık rejimine karşı mücadelesinin yanındayız. Kürt halkının ve tüm İran halklarının kendi kaderini tayin hakkını savunuyoruz.

* İran emekçilerinin, kadınlarının ve ezilen halkların özgürlük mücadelesinin müttefiki emperyalizm ve Siyonizm değil özgürlük mücadelesi veren halklar, emekçiler, kadınlardır.

* Sınırların kapatılmasına hayır! Saldırı ve savaş nedeniyle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan İranlılara iltica hakkı!

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Merkez Yürütme Kurulu